Gül Hastalığını Tetikleyen Yiyecekler
Roza Hastaları Ne Yememeli ve Roza Diyeti Kılavuzu
Dermatolog Dr. Özlem Kaplan
Yüzünüzdeki o inatçı kızarıklık ve aniden basan sıcaklık hissi canınızı sıkıyorsa, inanın yalnız değilsiniz. Kliniğimde her gün hastalarımdan aynı haklı isyanı duyuyorum: "Hocam o kadar krem kullanıyorum, bu kızarıklık neden bir türlü geçmiyor?"
Sebebi aslında çok net: Gül hastalığı (rozasea) sadece dışarıdan sürülen kremlerle değil, içeriden, yani tabağınızdakilerle de yönetilmesi gereken bir durum. Beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmeden yüzünüzdeki o alevlenmeyi kalıcı olarak söndürmek maalesef pek mümkün olmuyor. Bu yazıda, sizi katı diyet listelerine boğmadan, hangi yiyeceklerin cildinizi gizlice tetiklediğini ve rahat bir nefes almak için mutfağınızda neleri değiştirmeniz gerektiğini tüm detayları ile bu yazımızda bulabilirsiniz.
Gül hastalığı (roza) nedir ve beslenme neden bu kadar önemlidir?
Polikliniğe başvuran hastalarımın en çok şikâyet ettiği konulardan biri, yüzlerinde bir türlü geçmeyen o yoğun kızarıklıklar ve sıcaklık hissi oluyor. Tıptaki adıyla rosacea (roza), halk arasında daha çok bilinen adıyla gül hastalığı, maalesef sadece cilde sürülen iki merhemle çözülebilen basit bir durum değil. Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Kaplan olarak şunu sıkça vurguluyorum: Yaşam tarzınız ve sofranıza koyduğunuz tabak, cildinizin kaderini belirliyor.
Hastalarım genellikle bana "Hocam, roza hastalığı neden olur?" diye soruyorlar. İşin aslı; genetik yatkınlığın yanı sıra stres, cildimizde yaşayan mikroskobik demodex akarları ve bağırsak sağlığı bu işin temelini oluşturuyor. Ancak hastalığı alevlendiren asıl unsur genellikle mutfağınızda gizlidir. "Roza hastalığında beslenme" düzeninizi değiştirmeden hastalık ataklarını durdurmak inanın çok zor. Yediğiniz bazı şeyler kan damarlarınızı anında genişletip yüzünüzde alev alev bir yanma (flushing) başlatabiliyor. Bu yüzden gül hastalığını tetikleyen yiyecekler konusunda bilinçli olmalı ve roza hastaları nasıl beslenmeli sorusunun cevabını hayatımızın bir rutini haline getirmeliyiz.
Roza hastaları ne yememeli? Uzak durulması gerekenler
Tedavideki en önemli adım, cildi neyin rahatsız ettiğini bulup onu ortadan kaldırmaktır. Hastalarımdan aldığım geri dönüşler ve tıp dünyasındaki çalışmalar bize çok net bir tablo çiziyor. Peki, "gül hastalığı olanlar ne yememeli?" Gelin, roza ataklarına davetiye çıkaran o riskli yiyeceklere birlikte bakalım.
Baharatlı ve acı gıdalar
Acı biber, pul biber veya köri yemeklere harika lezzetler katıyor olabilir ama roza hastasının cildi için maalesef aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu tarz baharatlar gül hastalığını tetikleyen yiyecekler listesinin adeta demirbaşlarıdır. İçlerindeki kapsaisin adlı madde, ciltteki ısı algılayıcılarını anında uyarır. Sonuç olarak kılcal damarlar genişler ve yüzde ani bir kızarıklık dalgası oluşur.
Sıcak içecekler ve sıcak çorbalar
Sabahları dumanı tüten sıcacık bir çay içmeden güne başlayamayanlardan mısınız? Roza hastasıysanız bu alışkanlığınızı biraz esnetmeniz gerekecek. Burada sorun aslında çayın ya da kahvenin kendisi değil bardağın sıcaklığıdır. Yüksek ısı vücut sıcaklığını artırdığı için kızarıklık ataklarının tetiğini çeker. Başarılı bir roza diyeti için çorbalarınızı ve içeceklerinizi mutlaka ılıtarak tüketmeye özen gösterin.
Alkol kullanımı (Özellikle kırmızı şarap)
Alkolün damarları genişletici etkisi olduğunu hepimiz biliyoruz. Özellikle de kırmızı şarap, içerdiği yoğun histamin yüzünden roza hastaları ne yememeli diye sorulduğunda akla ilk gelen içeceklerin başını çekiyor. Sadece şarap da değil; bira, cin veya votka gibi diğer içkiler de ciltteki iltihaplanmayı (yangıyı) artırma potansiyeline sahiptir.
Histamin içeren yiyecekler
Vücudumuz alerjik veya iltihabi bir durumla karşılaştığında histamin salgılar. Ancak bazı gıdaları yediğinizde zaten dışarıdan doğrudan histamin almış olursunuz. Yıllanmış eski peynirler, turşu gibi fermente ürünler, sucuk ve sosis gibi işlenmiş şarküteri ürünleri, patlıcan ve ıspanak bu gruba girer. Yüzünüzdeki o gerginliği azaltmak istiyorsanız, bu histamin deposu gıdalar gül hastalığı ne yememeli sorusunu soran hastalarıma verdiğim en kritik yanıtlardandır.
Süt ve süt ürünleri
Herkes için geçerli olmasa da süt, yoğurt veya peynir tüketimi bazı roza hastalarında sivilce benzeri kırmızı döküntüleri ciddi şekilde artırabiliyor. Özellikle krema, tereyağı veya yağlı peynir tükettikten sonra yüzünüzde batma hissediyorsanız, roza hastalığında yenmemesi gerekenler listenize süt ürünlerini de mutlaka dahil etmelisiniz.
Gül hastalığına iyi gelen gıdalar ve roza diyeti
Sürekli yasaklardan ve kısıtlamalardan bahsetmek can sıkıcı olabilir. O yüzden biraz da cildimizi içeriden nasıl besleyip onaracağımıza odaklanalım. İltihap baskılayıcı (anti-inflamatuar) gıdalar roza tedavisinde en büyük destekçimizdir. Gerçekten de gül hastalığına iyi gelen gıdalar ile cildinizdeki o hassasiyeti yatıştırmak mümkün.
Omega-3 açısından zengin besinler
Cilt bariyerinizi güçlü tutmak istiyorsanız Omega-3 muazzam bir yardımcıdır. Sistemik iltihabı baskılamada çok başarılı olan somon, sardalya ve uskumru gibi balıkları sofranızdan eksik etmeyin. Ara öğünlerde ise ceviz, keten tohumu veya chia tohumu tüketebilirsiniz.
Bağırsak dostu prebiyotikler ve probiyotikler
Bağırsaklarımız adeta ikinci beynimizdir ve cilt sağlığımızla sürekli bir iletişim halindedir. Bağırsak florası bozulduğunda ciltte rozasea alevlenmelerinin yaşanması tesadüf değildir. Sağlam bir roza hastalığı diyeti planlarken pırasa, kuşkonmaz, soğan, sarımsak ve yulaf gibi prebiyotiklere bolca yer vermeliyiz. Dikkat etmeniz gereken ince bir nokta var: Kefir gibi ürünler iyi birer probiyotik olsa da histamin içerebilir. Bu yüzden dışarıdan probiyotik takviyesi almak çoğu zaman daha güvenli bir yoldur.
Antioksidan zengini sebze ve meyveler
Su oranı yüksek, cilde serinletici his veren taze sebze ve meyveler roza cildine adeta su serper. Salatalık, kabak, kereviz, havuç, kavun ve tatlı patates roza hastaları nasıl beslenmeli diyenler için mükemmel seçeneklerdir. Bu gıdaların içerdikleri vitaminler, hasar gören cilt dokusunun kendini toparlamasını hızlandırır.
Roza hastalığı diyeti: Beslenme günlüğü tutmanın gücü
Her hastamın cilt yapısı o kadar farklı ki! Size dokunan bir domates, bir başka roza hastasında hiçbir kızarıklık yapmayabiliyor. Tam da bu yüzden internetteki standart listelerden ziyade, kendi bedeninizi dinlemenizi tavsiye ediyorum. Gül hastalığında beslenme son derece kişisel bir keşif sürecidir.
Kliniğimde hastalarıma en önemli ev ödevi olarak her zaman bir "Beslenme Günlüğü" tutmalarını veriyorum. Lütfen iki hafta boyunca ne yediğinizi ve cildinizin o yemeğe ne tepki verdiğini bir deftere not alın. Hangi yemeğin ardından yanaklarınız alevleniyor? Bunu bulduğunuz an, o gıdayı hayatınızdan çıkararak (eliminasyon) kendi kusursuz roza diyetinizi oluşturmuş olursunuz.
Vücutta roza hastalığı nereleri etkiler?
Genelde bu hastalığın sadece yüzümüzde çıktığını düşünürüz ama vücutta roza hastalığı sorgusunu hastalarımdan çok duyuyorum. Evet, rozasea çoğunlukla yanaklar, burun, alın ve çeneyi hedef alır. Fakat zaman zaman kulaklara, kafa derisine veya boyun kısmına yayıldığını da görebiliyoruz. Daha da önemlisi, hastaların neredeyse yarısında "oküler rozasea" dediğimiz göz tutulumu yaşanıyor. Gözünüzde sürekli bir kuruluk, kum kaçmış gibi bir batma ve kanlanma hissediyorsanız, bunu basit bir ekran yorgunluğu sanıp geçiştirmeyin.
Gül hastalığı karaciğer ile ilişkili mi?
Gelelim internette çokça dolaşan bir başka yanlış bilgiye. Çoğu kişi okuduklarından yola çıkarak "gül hastalığı karaciğer kaynaklı mı?" diye endişeleniyor. Açıkça belirtmek gerekir ki rozasea bir karaciğer hastalığı değildir. Ancak vücudumuz bir bütün halinde çalışır. Karaciğerimiz toksinleri atmakta zorlandığında veya yanlış beslenmeyle yorulduğunda, vücut genel bir alarm durumuna geçer ve iltihaplanma seviyesi artar. Doğal olarak bu durum yüzünüzdeki kızarıklıkları da tetikler. Kısacası karaciğerinize iyi bakmak, dolaylı yoldan cildinize de iyi bakmak demektir.
Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Kaplan'ın tavsiyeleri
Sadece yediklerinize dikkat ederek çatlamış kılcal damarları veya oluşmuş iltihaplı kistleri tamamen yok etmemiz maalesef zor. Beslenme, işin temelidir ama medikal destek şarttır. Kliniğimizde uyguladığımız parfümsüz medikal cilt bakımları, kızarıklığı baskılayan özel topikal kremler ve en önemlisi genişleyen damarları hedef alan profesyonel lazer tedavileriyle muazzam sonuçlar elde ediyoruz. Son olarak şunu da eklemeden geçemeyeceğim: Kışın ortasında bile olsanız geniş spektrumlu bir güneş koruyucu sürmeden dışarı çıkmak, roza hastalarının yapabileceği en büyük hatalardan biridir.
Gül hastalığı tedavisi süreci, beslenme ve diyet ile ilgili her türlü sorunuz için Samsun Atakum’da hizmet veren Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Kaplan Muayenehanesi ile iletişime geçin.
Sık Sorulan Sorular
Kesinlikle içiniz rahat olsun, gül hastalığı bulaşıcı mı sorusunun cevabı net bir hayırdır. Aynı havluyu kullanmakla, tokalaşmakla veya sarılmakla bir başkasına geçmez. Sosyal hayatınızı kısıtlamanızı gerektiren enfeksiyöz bir durum değildir.
Hastalığa tek bir suçlu bulmak zordur. Roza hastalığı neden olur diye baktığımızda; ailenizden gelen genetik mirasın, bağışıklık sisteminizin bazı etkenlere aşırı tepki vermesinin, yıllar içinde biriken güneş hasarının ve cildimizdeki demodex akarlarının normalden fazla çoğalmasının bu hastalığı başlattığını biliyoruz.
Domates maalesef histamin açısından oldukça zengin ve damar genişletici potansiyele sahip bir sebzedir. Eğer domates veya salça tükettikten sonra yüzünüzde bir sıcaklık hissediyorsanız, sizin tetikleyiciniz domates olabilir ve porsiyonlarınızı ciddi şekilde küçültmeniz gerekir.
O çok sevdiğimiz çikolatalar, özellikle de bitter veya sıcak çikolata formunda tüketiliyorsa, içerdikleri damar genişletici bileşikler yüzünden maalesef gül hastalığını tetikleyen yiyecekler arasına giriyor.
Dermatoloji uzmanı olarak dürüstçe söylemeliyim ki rosacea kronik bir hastalıktır. Bir mucize kremle tamamen sıfırlanıp yok olmasını bekleyemeyiz. Ancak kişiye özel hazırlanan doğru bir roza diyeti, tetikleyicilerden özenle kaçınma ve kliniğimizde uyguladığımız lazer ve medikal tedavilerle hastalığı derin bir uykuya yatırıp pürüzsüz, sağlıklı bir cilde kavuşmak kesinlikle hayal değildir.
